Düşünceli ve saygılı yorumlarınızı bekliyoruz.

Sohbete katılın ve sorularınızı bizimle paylaşın.

Misafir olarak yorum yapmak için bu adresi kullanın: guest@maninwhite.me

Top

Bize ulaşın

Rüya gördünüz mü?

Sorunlarınızı var mı?

Size yardım etmekten mutluluk duyarız.

  1. en
  2. de
  3. tr
  4. ru
Beyazlı Adam
Beyazlar içinde bir adamı rüyada
Beyaz Elbiseli Adam'ı, İsa
Görüm Allah'tan geldiğini
Rüyaların gerçek hikâyeleri
Beyaz giysili bir adamın bana uzattığı elini düşünmeden kavradım. Ellerimiz birbirine değdiğinde içimi yoğun bir huzur ve dinginlik hissi kapladı.
26 August 2026

Farida: O Gerçekti

Farida’nın hikâyesini anlatan videoya burada ulaşılabilir:

O dönemi bugün gibi hatırlıyorum, Sovyetler Birliği yıllarıydı. Sade bir yaşantımız vardı. Bütün fabrikalar çalışıyordu, kocamla ben de farklı fabrikalarda çalışıyorduk. Ben montaj işi yapıyordum.

İki küçük erkek evlat büyütüyorduk. Kocamın fabrikadaki işi sayesinde aldığı, altıncı kattaki bir apartman dairesinde yaşıyorduk. Bizim için büyük bir nimetti. Orada yaşamaktan gerçekten mutluydum. Penceresinden dağları görüyorduk. O günlerde kendi yerine sahip olmak kolay bir iş değildi. Herkes daire sahibi olamıyordu. Tek bir oda olsa da biz o şanslı insanlardandık.

Hayatımız huzurluydu. Sessiz sakin ve mutlu yaşıyorduk.

Çocukluğumdan beri hafızamda yer etmiş özel bir anım vardır. Annem sabah beni erkenden kaldırır, dastarhan’a (yer sofrası) çağırırdı. Zengin bir sofra hazırlardı: kızartılmış baursak (pişi), fırından yeni çıkmış ekmek, meyve, şekerleme ve kurabiye. Ona hep, “Bugün neden bu kadar çok yiyecek var? Bayram mı?” diye sorardım.

Sonra annem yanıma oturup özel bir dua okurdu. Gökte bir Tanrı olduğunu, O’nunla konuşmanın mümkün olduğunu o zaman fark ettim. O sırada çok anlamıyordum çünkü ben duyma ve konuşma engelliyim (sağır ve dilsiz) fakat sessizce onu izler, onun sözlerini tekrarlardım. O andan itibaren yüreğimde kendimi bir imanlı olarak kabul ettim.

28 Kasım 1990’da hayatımı değiştiren bir şey oldu.

Uzun bir gece olmuştu. Banyolarını yaptırıp karınlarını doyurduktan sonra çocuklara yatırdım. Kocam da yatmıştı, yorucu bir gün olmuştu. Sabah erken kalkıp çocukları kreşe götüreceğimi, sonra da işe gideceğimi bildiğimden her yeri söndürüp en son ben de yattım.

O gece bir rüya gördüm.

Mutfak penceresini açtığımda gökyüzünde beyaz bir bulut vardı, yavaşça şehrin üzerine iniyordu. O sıra dışı bulutun üzerinde biri duruyordu ama kim olduğunu göremedim. Birden kendimi farklı milletlerden insanlarla dolu -Asya ve Avrupa’dan, farklı yüzleri ve ten renkleri olan insanlar- geniş bir bulvarda buldum. Hepsi de bulutun üstünde gördüğüm Kişi’nin önünde eğiliyor ve tapınıyordu. Kime tapındıklarını anlamadığım için bir tek ben dik duruyordum.

Sonra O’nu gördüm. O kişi İsa’ydı.

Yaklaştı ve tam önümde durdu. Gözlerimin içine baktı. Gözleri sevgi doluydu. Varlığı güven veriyordu, nazik ve sevecendi. Bana, “İhtiyacın olan şey kurtuluş. Kurtulmak ve Tanrı’ya gelmek istiyorsan bunu Ben olmadan yapamazsın,” dedi. Şoke oldum. “Senin Kurtarıcın Ben’im. Ekmek, Işık, Yaşam ve Gerçek Ben’im,” diye devam etti.

Ne demek istediğini tam olarak anlayamadım? Fakat insanları gösterip, “Bu insanları görüyor musun? Mutlular çünkü kurtuldular. Bana inandılar ve beni kabul ettiler. Bu nedenle sevinçle tapınıyorlar – hayatın gerçek anlamını buldular,” dedi.

O anda çok temel bir şeyi anladım: İsa’ya inanmam gerekiyordu.

Sonra kendimizi büyüdüğüm evin mutfağında bulduk. Masada oturuyorduk, sadece ikimiz. Gergin bir şekilde ayağa kalktım, O’na bir şey ikram etmek istiyordum ama evde yiyecek yoktu. Mahcup oldum. Boynundaki eşarbı yıkayıp ütülemeyi teklif etmek istedim ama O, bunun için gelmediğini ve çok fazla zamanının olmadığını söyledi.

Böylece ben konuşmaya başladım. O’na birçok insanın O’nu takip ettiğini ama bizim kendi inançlarımız, kendi geleneklerimiz olduğunu söyledim. Gerçekten kim olduğunu test etmeye çalışarak O’na bir soru sordum. Sessiz kaldı.

O sırada uyandım. Bütün vücudum zangırdıyordu. Ellerimin titremesine engel olamıyordum. Gözlerimi elleyip duruyor, olan biteni anlamaya çalışıyordum. “İsa’yı gördüm,” diye düşündüm. “O gerçekti.” Kocamı uyandırıp ona her şeyi anlattım. “Rüya işte,” diye karşılık verdi sakin bir şekilde.

Sabah koşuşturmayla geçti. Uyuyakaldığımız için çocukları kreşe bırakıp işe yetişmeye çalıştık. İş arkadaşıma, sonra da anneme anlattım. Herkes aynı şeyi söyledi: “Rüya işte.” Ancak yüreğimin derinliklerinde bundan fazlası olduğunu biliyordum.

Aylar geçti ama ben o karşılaşmayı unutamadım. Derin bir ruhsal açlık çekiyordum. Her yerde cevaplar aradım ama yüreğim huzur bulmadı.

Bir gün içimde şehirdeki bir ibadethaneye gitme isteği doğdu. İçeri girmek üzereyken içimden bir ses, “Buraya grime,” dedi. Arkamı dönüp oradan uzaklaştım. Tanrı’nın beni kendi yoluna uygun şekilde yönlendirdiğini anladım.

Sonra bazı arkadaşlarım beni imanlılardan oluşan küçük bir toplantıya katılmaya davet ettiler. Oturur oturmaz içimde derinlerde bir şey hissettim: Aradığım cevap oradaydı. Gözlerime yaşlar doldu. Rüyamda gördüğüm İsa’nın yakınlığını aynen hissettim. İçimde bir pişmanlık duygusuyla birlikte aynı zamanda huzur ve rahatlama da vardı.

Orası benim ruhsal yuvam oldu. Zaman içinde yaşamımı tamamen Tanrı’ya adamaya karar verdim. Kocam bana karşı çıktı, benimle dalga geçti, beni eleştirdi. Sessiz kaldım ve imanımı korudum.

Bir gün benimle birlikte gelmeye başladı. Yavaş yavaş yüreği değişti. Yıllar sonra o da yaşamını Tanrı’ya adamaya karar verdi. O günü çok iyi hatırlıyorum – sudan çıktığında gökyüzünde bir gökkuşağı belirmişti. Kutsal bir belirti gibiydi.

Ailemiz değişim geçirdi. Kutsal yazıları birlikte okuduk. Acı, gözyaşı veya üzüntünün olmadığı bir yaşama dair verilmiş vaatleri keşfettik. Bizi bekleyen şeyin farkına vardığımızda birlikte ağladık.

Her şey kolay değildi. Geri çevrilme, alay ve eziyet vardı. Bir gece, acıya boğulmuş bir haldeyken Tanrı’ya vazgeçmek istediğimi söyledim. Tek başıma gözyaşları içinde dua ettim. Ertesi sabah erken saatte en büyük oğlum odama gelip tereddütsüz bir şekilde, “Korkma. İsa seninle birlikte. Seni koruyacak. Sen yalnızca sonuna kadar iman et,” dedi.

Donakaldım. Oğlumdan tekrar etmesini istediğimde yapamadı. Fakat bu kadarı yeterliydi.

O günden sonra, en sonuna kadar Tanrı’ya itaat etmeye karar verdim. Bir daha hiçbir şey, hiç kimse beni durdurmadı. Bugün imanla yürümeye, çocuklarıma öğretmeye ve O’nun sadık olduğu gerçeğinin kesinliğine tutunmaya devam ediyorum.